MANA YOLU

Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak

Site Menüsü

Anasayfa

1.Öncelikle Sina’ya yükselmek önemlidir. Sina’ya yükselmek aslında kişinin kendi içselliğine yükselişidir. Sina’ya yükselme Yaratan hazzını yaşamda tatmaya başlamak, Sureti varlıkta yeniden hissetmeye başlamaktır. Burada Yaratan’la yüzleşme vardır. Bu yüzleşme aslında kişinin kendisi ile yüzleşebilmesidir. Yalnız bu yüzleşme için Musa’nın yaptığı gibi bütün bağlarından kopması, onca tatmin olmayan, beklentiler içindeki kişiyi ardında bırakıp kendi Sina’sına çıkması esastır. Ancak o zaman “ilahi rehberlik” kişiye açılacaktır.
Bu meselle Mesihi yaşamın sembollerle anlatımı başlamaktadır. Buna karşın yine de 18.Meselle yani hikmet mesellerinin sonuncusu ile bir bu mesel arasında bir bağ bulunmaktadır. Çünkü Mesih İsa’yı dinleyenler “hocam, hocam” diye Mesih’in ardı sıra gitmelerine karşın diğer taraftan O’nun sözlerine hiç kulak asmamaktadırlar. Bu nedenle bu meselde aynı çizgi üzerinde başlamaktadır. Burada iki evlattan biri her zaman babasının sözlerine “evet” demekte ama aslında babasının sözünü yerine getirmemektedir. Bu bağlamda hikmet mesellerinin sonuncusu ile bu mesel arasında bir bağ bulunmaktadır. Diğeri ise önce dinlemediği halde yine de babasının dediğini yerine getirmektedir. Adeta bu meselde de hikmetli olan ve olmayan iki inşaatçi örneğinde olduğu gibi iki tip vardır.
Oldukça sıradan bir insanın milyonları arkasından götürmesi oldukça ilginç ve şaşırtıcıdır. Ama burada esas olan bu kişinin o muhteşem hayali ve vizyonudur. Mesih İsa oldukça mantıklı düşünen ama bir o kadar da sade yaşayan, köyden köye yürüyen, iyileştiren, insanlara huzur veren ve öğretilerinin hala insanlığa huzur ve esenlik verdiği bir kişidir. Bugüne göre oldukça basit yaşamlarıni olduğu dönemde yaşamış olmasına rağmen çağımızı aşan düşünce üstünlüğündeki bir döneminde içindedir. Oscar Wilde’ın dediği gibi “O’nun esas gayesi insanlara bir reform getirmek” değildir. Gayesi “acı çeken insanları bu çektikleri acılardan kurtarmaktır. Amacı bir hırsızı dünyanın en doğru adamı haline getirmek değildir”.
Yaşamı kaldıracak bir dayanak bulmak. Yaşamın ilk bölümü bir giriş kapısı. Tam yolculuk değil. “Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zamaan bilindiğim gibi tam bileceğim.”-1.Kor.13:12 Desmond Tutu- bizler sadece ampulleriz görevimiz hep elektrikle temas halinde kalabilmek. Yaratan bize Esas Kişiliğimizi, esas kimliğimizin patronunu bize veriyor. Başlangıçta bize yüklenilen bu esas temel yıllar içinde bize keşf edilmeye sunuluyor. Buna ulaşılamazsa bütün dinlerdeki cennet ve cehennem tanımı ortaya çıkıyor. Ruhlarımızı yaratamayız, oluşturamayız, ancak verilmişi geliştirebiliriz.