MANA YOLU

Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak

Site Menüsü

Anasayfa

Teoloji nasıl olmalıdır? İçselliğe hitap eden, meydan okuyan ve özgür kılan olmalıdır. Bu bağlamda Mesih’in Yol’a kurtarışı ve Yol öğretişi için aşağıdaki sorular oldukça önemlidir; a.Mesih ne söyledi? b.Ne yaptı? c.Kimdi? Bu üç soru içinde sonuncusu oldukça önemlidir. Tarihsel olarak baktığımızda Efendimiz Mesih İsa’nın karizmatik Yahudi akımı içinde yer aldığını ve Ruh’la dolu bir kişi olduğunu görüyoruz.
Müjdenin ilk adımı Yeni bir dünya yaratma için müjdenin, iyi haberin ilk adımı birbirimizi iyileştirmektir. Mesih İsa, her şeyden önce fiziksel, sosyal ve ruhsal olarak insan içselliğinin hastalığına dikkatleri çekmiştir. Mesih İsa hangi değerlere sahip olacağımızdan, nasıl kurtulacağımızdan bahsetmez ya da nasıl bir itaatkar bir kilise üyesi olacağımızdan bahsetmez. Ya da dogmaları ezberelememizin gerekliliğinden de bahsetmez. Bütün bunların aksine nasıl iyileştiren olabileceğimizden bahseder. Müjdenin ruhunda therapeia kelimesi vardır. Platon diyaloglarında bu kelimeyi Euthphro ile ifade etmektedir. Sokrat’a göre anlamı “tanrıların hizmetidir”. Eğer Müjdenin felsefesini yaşamımıza alacaksak şayet o zaman iyileştiren olmanın ne demek olduğunu bilmek zorundayız. Ve Müjdeyi yaşamak için bu ilk ama oldukça büyük adımı atabilmemiz gerekmektedir.
Derin birliktelik için İnsan yaşamı amacına doğru hareket etmelidir. Daha derin bir birlikteliğe. Yaşamın ikinci kısmı tanımlanamaz bir alandır. Kutsal öykülerde hep eve dönüş vardır. Kaybolan oğul gibi, Yakup gibi ve Homer’in öyküsünde olduğu gibi. Bu ikinci dönüşte artık hep yepyeni bir anlam vardır. Bu geriye dönüş anne karnına giriş gibi bir durumdur. Homer’n Odesa’sında olduğu gibi Ithaca’sı hem başlangıç hem son nokta. Carl Jung şöyle der; “Yaşam iki büyük gizem arasındaki bir ışıma anıdır. Ve bu anda her ikisi birdirler.” Bir deyişle başlangıç son son başlangıçtır. Bu bizim geçmişimizle geleceğimize aynı anda çağrıda bulunmak gibidir. Bin yıl bir gün gibidir (Mez.90:4). Troy’da adeta herkes darmadağın olmuştu ve kimse eve dönmeyi düşünmüyordu. Bir tek Odesa. Evi özlemeyen kendi bilincini yitirmiş gibidir. Kayıptır.
1.Öncelikle Sina’ya yükselmek önemlidir. Sina’ya yükselmek aslında kişinin kendi içselliğine yükselişidir. Sina’ya yükselme Yaratan hazzını yaşamda tatmaya başlamak, Sureti varlıkta yeniden hissetmeye başlamaktır. Burada Yaratan’la yüzleşme vardır. Bu yüzleşme aslında kişinin kendisi ile yüzleşebilmesidir. Yalnız bu yüzleşme için Musa’nın yaptığı gibi bütün bağlarından kopması, onca tatmin olmayan, beklentiler içindeki kişiyi ardında bırakıp kendi Sina’sına çıkması esastır. Ancak o zaman “ilahi rehberlik” kişiye açılacaktır.