MANA YOLU

Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak

Sevincin Nedeni-Noel Üzerine

NOEL -IŞIĞI KARŞILAMA TÖRENİ 24 Aralık 2019
SEVİNCİN NEDENİ-NOEL ÜZERİNE BİR KONUŞMA-Özeti
Dostlar, Noel yani Türkçesi ile “Doğuş Bayramı” bir içsel doğuş hareketidir. Özünden uzaklaşmış yapay bir sevinç değildir! Kadın, erkek, köle, patron, kısacası insanların eşit olduğunu söyleyen bir İsa var bu “Doğuş kutlamasının” merkezinde. Onu asmayacaklar da kimi asacaklar? Onu çarmıha germeyecekler de kimi gerecekler? Roma’nın zulmünde yaşayan Yahudilerin ezildiği bir ortamda, din adamlarının Roma Krallığı ile olan bağlantısıyla halkın hiçe sayıldığı bir dönemde,  “bir kurtarıcı geliyor” savı buradan doğuyor. Bilinen bir gerçek “Işık karanlıkta parlar. Ve karanlık ışığı alt edemez”.
Bu bağlamda baktığımızda şu soruyu sormak lazım herhalde; Noel’le özleştirilen bu Noel baba bu önemli anma taşı Noel’in neresinde acaba? Noel Baba kime geldi,  İsa için mi geldi? Bacadan mı indi evlere?Elbette yok böyle bir şey. Bakın güzeldir halk söylencelerini yaşamak. Yani  bazı söylencelerden kaynaklı alışkanlıkları, hatta gelenekleri esas anlamı yitirmeden yapmayalım demiyorum ya da dünyadaki radikaller gibi bunların karşısına çıkıp, bizlerde radikaller safında yer alalım demiyorum. Ama yeter ki, İsa Mesih’in ne kendisinin,  ne de müjdesinin bunlarla bir alakası olmadığını bilelim. Bunu bu tarz yaklaşımlarla ele aldığımız her konuda yapalım yeter. İsa Mesih kiliselerin Noel’i kutladıkları kış günlerinde doğmadı bile aslında. O büyük bir olasılıkla kuzuların dağlarda otladığı bir bahar akşamı doğdu. Bir çok veri bunu söylüyor. Demek ki, Noel kutlaması bir anma taşı, bununla insanlığa verilmek istenilen başka bir şey var, içsel bir mesaj, insanları ilgilendiren derin bir içsel dokunuş. 
Fakat ne yazık ki, insanın kendi hayallerinde ürettikleri yine kendisine zarar veriyor ve hepimizi gerçek dünyadan koparıyor. Bakın Alışveriş merkezlerine, satış yapabilmek için Jingle Bells çalıyor. Belki yaşamı kendine uymayan kişileri ötekileştirirken, bir başka ötekileştirdiği şeyi çıkarı için günlük yaşama indirgiyor insan. Ve işin kötüsü esas anlamlar kaybolup gidiyor. 
Bir çok şeyde anlam kaybı yaşanan dünyamızda belki bu Noel’de şu soruyuda sormak önem kazanıyor. Doğuşla gelen Işık, İsa ve mesajı, gerçekten anlaşılıyor mu dünyada? Anlaşılmıyor maalesef. Bunu söyleyebilmek için dünyaya bakmak yeter.  
Burada dinler üstü ve din üstü bir mesaj vermeye çalışıyorum sizlere. İlk yüzyıla baktığınızda görebileceğiniz gibi, aslında Yahudi olan İsa’nın yeni bir din getirmediği, kurmadığı oldukça nettir. Bugünkü durumu ile İsa adına var olduğu söylenen bir çok yapılanmalar hep sonradan yine insanların, kültürlerin, yönetimlerin kendi tekellerinde oluşturdukları yapılanmalardır. Aslında bu anlamda özünden uzaklaşmış ve bir takım yapılanmalar içine sıkıştırılmış durumdan İsa’yı ve müjdesini kurtarıp yeniden bütün insanlığa mal etmek esas olmalıdır.
Bunu yapacak olan bu mesajı özünde alabilenlerdir, siz alıyorsanız bunu yapabilecek olan sizlersiniz hangi inançta, dinde, algıda olursanız olun İsa’nın mesajı insanlığa bir mesajdır. Bir dinin tekelinde değildir. İsa Mesih, mabet olarak insanı işaret etmektedir. Sizler birer mabet ve birer kahinsiniz. Elbette mesaj yüreğinizde ise Yaratanda yaratılmışlar olarak Tanrı ile bütünlükte ilahi yaşamlarla dünyaya ışığı sunanlarsınız. Çok şeyi değiştirebilirsiniz. 
Bakın şu an etrafınıza bir Noel daha, ne görüyoruz etrafta? Çam ağaçları süslüyoruz, güzel bir müzik dinliyoruz, ilahiler söylüyoruz, güzel, sıcak ve rahat evlerde Noel yemekleri, kahvaltıları yapıyoruz. Peki bütün bunlar olurken sığınmacıları, mültecileri ortadan kaldırabilecek bir mucize görüyor muyuz bu Noel dostlar? Uygurları asimilasyondan kurtaracak bir dünya görüyor muyuz? Bunları düzeltecek dünya devleri, çok iyi Hristiyan olduğunu söyleyen zengin baylar bayanların bu konulara çözüm getirme niyetinde olduklarını görüyor muyuz?  Maalesef hayır. İsa’yı bırakmayın bu yapay dindarların, görüntü hristiyanlarının ellerine. Irak’taki karışıklığı ortadan kaldıracak, çözüm olacak, İran’ı yeniden dünyaya entegre edecek, milyonlarca göçmenin memleketlerine gidebilmelerini sağlayacak, Orta Amerika ve Güney Amerika’daki krizlere çare olacak, Amazon ve Avustralya’daki yangınları söndürecek bir mucize yok bu noel de yine görünürde. 
Aslında var. İşte bu anlamda yüreğe gelen İsa Mesih, eğer yüreğe doğarsa ve insan dönüşür ve değişir. İnsan yeter ki yapay olanı değil, esas olanı içten duyabilsin, esas mesajı alabilsin. Unutmayalım ki, bir insan değişirse bir millet değişir, bir millet değişirse o milletin yöneticileri de içsel anlamda değişir..İşte bu olabilirlik için, bu müjde, bu mesaj  için İsa Mesih geldi. Ve “Tövbe edin yani dönüşün, göklerin egemenliği yakındır yani dönüşürseniz değişirsiniz” mesajını beraberinde getirdi. İşte Noel’in sevinci esasında bu esas mesaj ve bu mesajı şimdi hemen uygulamaya başlamamızın gerekliliği içindir. 
Noel bir doğuş hareketidir. Özünden uzaklaşmış yapay bir sevinç değildir Noel. Ne güzel demiş İsa Mesih; hemde hiçbir dine ya da mezhebe ait olmaksızın herkese hitap ederek: “aman dikkat edin, içinizdeki ışık sönmesin”. İçinizdeki ışık demek, anlık sevinci üretmeyen, tamlık sevinci üreten bol yaşamın kaynağının sizde olması demektir. Esas ışık ve ışıktan kaynaklı sevinç, insan olma şuurunda ayağa kalkmak, kendinden başlamak kaydıyla taşını yontmak, gerçek anlamda “yapıcı, iyi olan, güzel olan her şeyde varım” diyebilme gücüdür.  Bakın pilatese gidiyoruz, diyetler yapıyoruz, yoga yapmaya gayret ediyor ve daha nice şeylerle kendimizi ayakta tutmaya çalışıyoruz, elbette güzel. Gayet güzel yapmak istiyorsak yapacağız bunları. Bazılarımız Cumartesileri havraya gidiyoruz, bazılarımız pazar günleri kiliseye, bazılarımız Cuma namazlarına, bazılarımız kahveye, bazılarımız Fenerbahçe stadyumuna güzel bunlar. Belki içselliğimize bir mana katarız, yaşamımıza ışık tutabiliriz diye bunları yapıyoruz. Ama ya  sonra, sonra sokaklara çıkıyoruz dostlar. Bir bakıyoruz ki, ne dönüşüm, ne değişim var oralarda.. Aynı zulüm, aynı eziyet, aynı hakaret, insanda yaratanı görememe acziyeti hala devam edip duruyor. İşin kötüsü, biz daha da çok bütün bunlara alışıyoruz. Ve artık bunların bir parçası oluyor ve yapay bir dünyaya köle oluyoruz. O zaman bize ne lazım? Bize ışık lazım. Noel sevinci bu ışığın müjdesinin sevincidir. “Hadi şimdi harekete geçme zamanıdır, içselliğimizi yenileme zamanıdır” sözlerinin bize bir daha hatırlatılmasıdır Noel. O zaman bu anlamda doğuş; ışıkta yeniden insan olmak şuuru, yeniden ayağa kalkmadır. Hadi kalkalım ayağa.…