MANA YOLU

Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak

Site Menüsü

İnanmak mı, İzlemek mi?-Epifani 7

Epifani Sonu-7.hafta
Görünüm değişimi-Mt.5:38-48
İnanmak mı, yoksa izlemek mi? 
Ayrıntı ve kültür sorunu
1.İnanma yaşamın büyük bir bölümünü kapsıyor. Fakat daha çok ayrıntı ve kültür olarak. 
2.Bu ayrıntı ve kültürden biraz uzaklaştığımızda aslında sorunla karşılaşmamak çok zor. 
3.Çünkü herşeyden önce İsa öğretişlerini inanç ayrıntısına taşıyan ve kültürde yaşayanlar çok.
4.En çok bu kişilerin karşıtlığı bizleri zorlayacaktır. Çünkü İsa’nın sözcüleri olduklarını sanırlar. 
5.Herşeye rağmen İsa’nın yabancılara, kendine karşı olanlara, layık olmayanlara tavrı esastır. 
6.Bizim için sadece onun ruhsal teknolojisi esas olmalı ve insanları kucaklamalıdır. 
İnanç açıklamaları sorunu
1.İsa, insanları esas ruhsallığın doruklarına çağırırken sonraki yüzyılların inanç açıklamaları böler. 
2.”Ya benim inandığım şekilde inanırsın ya da cehennemdesin” yaklaşımı esastır. 
3.İsa’nın yabancılara, kendine karşı olanlara, layık olmayanlara tavrı bu noktada ortadan kalkar. 
4.Eğer bir doktrin kişinin hareketlerine etkili olacaksa harika, dönüşüm ve değişim getirecekse. 
5.Ama ne yazık ki, çoğunlukla hareketlere engeldir. İşte bu nedenle sorun olmaktadır. 
Açıklananın açıklanması 
1.İsa’nın söylemleri tam olarak bir meydan okuyuştur. Ruhsal anlamda ileriye, daha ileriye adımdır. 
2.İsa’nın bir çok söylemi evrensel olarak kabul görmektedir. Bu güzeldir ama entellektüel kabulle. 
3.Bir öğretiyi entellektüel kabul mümkündür. Ama öğretiyi davranışlarla karşılamak oldukça zordur. 
4.Hele hele entellektüel kabulle öğretilere açıklık adına ayrıntılara girmek ve kaybolmak. 
5.Bu tarz bir çok yaklaşımlar talebelik fırsatını kaçırmak demektir. 
6.Bunu yapmak imanla bağlantılı yaşamda gelişimi olmayan bir ayrıntı yolculuğuna çıkmaktır. 
7.Açıklananın açıklanmasında insanlar kaybolurlar ve artık insan yorumu devreye girer. 
İnanç katılığı 
1.İnanç katılığı temelinde açıklananı açıklama yaparken oluşturulmuş inanç açıklamaları vardır. 
2.Bu açıklamalarda inanç katılığı “sadece benim dediğim esastır” temeli vardır. 
3.İsa’nın “düşmanı sev, bağışla, yanağını çevir” öğretileri adeta kaybolmuştur. 
4.İnanç açıklamaları temeldir. 
İyi kötü tezatı 
1.Mesih talebeliğini yaşamda açma olabilirlik derecesine göredir elbette. 
2.Yukarıda dediğimiz gibi talebe yaşamı karşıtlarını da yaratacak olan bir yaşamdır. 
3.Böylesi bir yaşamı toplum içinde uygulamak iyi ve kötüyü yüz yüze getirmek gibidir. 
4.Mesela “öç” devreye girdiğinde toplumun büyük çoğunluğu için bu fikir hemen kabul görecektir. 
5.Bağışlama her ne kadar fikri olarak kabul edilse de çoğunluk tarafından yavaş kabul görmektedir. 
7.Buda’nın bile ifade ettiği şudur;  “öç devreye girince acı çekme tekeri daha çabuk döner”. 
8.”İyi devreye girdiğinde ise teker daha yavaş dönmeye başlar”. 
Yaşam mı? Yorum mu? 
1.İncil yaşam prensiplerini içerse de bir çokları için eninde sonunda yorum devrededir. 
2.İşte burada hareketler önemlidir. Bizim prensip olarak algımıza karşı gelenlere tavrımız nedir? 
3.İsa’nın 5:44-47’deki fikri nettir; “ne olursa olsun düşmanı seveceksin”. 
4.Başkalarına tavrımız sanki bir tarafta programlanmıştır ve İsa öğretileri de nettir. 
5.Esas olan bunların arasında neyi seçeceğimizdir.  Önceliğimiz nedir? Ne olmalıdır? 
6.Karen Armstrong der ki; “merhamet üzerine konuştuğumda bazı dindarların yüzü değişir”
7.Ve devam eder; “bir çokları merhamet etmektense haklı olmayı tercih ederler”. 
8.İsa’yı izlemek “skor tutmamakla” bağlantılıdır. Armstrong’a göre “aşağılama çok yaygındır”. 
Göze göz mü?
1.”göze göz, dişe diş” öç ilkesi daha eski bir öğreti olarak kabul görmüştür. İsa bunu kaldırır. 
2. “gözünü oğlu için feda etmeye hazır bir anne” örneği ile bunu sevgiye taşımak olabilir. 
3.Dünyada “misliyle karşılık” öğretisi esastır. Ama İsa için bu mümkün değildir. 
4.Adanmışlık dönüşüm ve değişim getirdiğinde iman doğru anlamını bulur.